ATÖLYE SÖYLEŞİLERİ: SUPHİ VARIM
‘Türkiye bir kara roman ülkesi’

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin yeni dönemde hayata geçireceği çalışmalardan biri de Kara Roman Atölyesi. Atölyenin yürütücülüğünü ülkemizin üretken ve önemli polisiye yazarlarından Suphi Varım üstleniyor. Suphi Varım ile polisiyenin bir türü olarak Kara Roman’ı ve yürüteceği atölyenin bağlamlarını detaylarıyla konuştuk.

 Kısaca sizi tanıyarak başlayalım mı? Kimdir Suphi Varım, ne yapar?

Ekonomi doktoruyum. Öğretim üyeliği ve yöneticilik iş hayatımdan sonra 2009’da emekliliğimin ardından polisiye roman yazmaya başladım. Daha çok kara roman tarzı ve tarihsel dönemlere ağırlık veren romanlar kaleme alıyorum. Bugüne kadar 13 roman yazdım. Bunlardan ödül kazanan oldu, Yunanca’ya çevrilen oldu.

Daha önce atölye çalışmları yaptınız mı?

Evet daha önce NHKM’de yazarlık eğitimine yönelik yazma eylemi kapsamlı, hem kuramsal bilgileri hem de uygulamalı çalışmaları barındıran çeşitli atölyeler yaptık.

10 yılda 13 kitap yazmışsınız. Kitap yazma süreciniz nasıl gerçekleşiyor, nasıl yazarsınız?

Dönemin sosyo-ekonomik yapısına ve tarihsel altyapıya önem verdiğim için, önce o dönemin bir incelemesini yaparım. Romanlarım 19. yüzyılın sonuyla 20. yüzyılın başında İzmir’de geçiyor. Kentsel olayları ve yapıları inceleyerek bir altyapı oluştururum. Ardından kurgu ve karakterleri oluştururum. Kısa bir özet hazırladıktan sonra yazmaya başlarım. Tabii yazım sürecinde bu kurgu çok değişir. Aklıma yeni fikirler geldikçe, yine araştırma bulgularına ulaştıkça, kurguyu revize ederim.

KARAKTERLERİN SINIFSAL YÖNÜNE AĞIRLIK VERİRİM

Tecrübeli bir ekonomi doktoru olduğunuzu biliyoruz. Bunun kara roman yazarlığı üzerinde etkisi oldu mu?

Dediğim gibi sosyo-ekonomik yapıya ağırlık veren tarihî polisiye romanlar yazıyorum. Doktora tezim de iktisat ve siyaset tarihi üzerineydi. Doktorada kazandığım birikimi, iktisat ve siyaset tarihçisi yönümü tabii ki romanlarıma da yansıtıyorum. Ayrıca, marksist-leninist dünya görüşüne sahibim. Yani diyalektik materyalizmi, özellikle tarihsel materyalizmi ve eşitsiz gelişme sürecini İzmir ve Türkiye ölçeğinde yansıtmaya çalışıyorum. Karakterlerimin sınıfsal yönüne ağırlık veririm ve diyalog kurarken de bunu önemserim.

Bu söyleşideki amacımız Kara Roman üzerine bir tartışma yürütmekten ziyade Kara Roman’a dair fikri olmayan ya da kısıtlı fikir sahibi olan okurlara yapılacak ayölye çalışması hakkında temel bilgiler aktarmak. O nedenle dolaysız bir biçimde sorarsak, nedir Kara Roman? Bu türü Klasik Polisiye’den ayıran ne?

Kara Roman, polisiyenin bir türü. 1929 Ekonomik Bunalımı’nın etkisiyle, 1930’lardan itibaren Amerika ve Avrupa’da gelişmeye başlamış ve günümüze kadar ulaşmış. Agatha Chiristie gibi yazarların klasik dönem  polisiyelerine nazaran, Kara Roman toplumsal ve sosyo-ekonomik yapıyı esas alır. Gerçekçi bir kurgusu vardır. Toplumsal düzene karşı eleştirel bir bakış açısı getirir. Kapitalizmin eşitsiz gelişmesine bağlı olarak burjuvazinin ve proleteryanın yaşamındaki değişimlere paralel bir biçimde suçun niteliği değişmiştir. Kara Roman, polisiyenin konusunu klasik dönem yazarlarının sadece cinayete odaklı suç tipinden çıkarmış, bireysel değil toplumsal, örgütsel, uluslararası suçlara ve suçları oluşturan toplumsal nedenlere odaklanmıştır. Bir diğer özelliği, karakterlerini sınıfsal kimliklerine uygun şekilde konuşturmasıdır. Ayrıca Klasik Polisiye’nin her şeyi zekâsıyla çözen dedektif modeli de ortadan kalkmıştır. Bu nedenlerle çok daha gerçekçidir.

KARA ROMAN TOPLUMSAL SORUNLARI YANSITIR

Size göre Türkiye’de Polisiye ve Kara Roman’a ilgi ne düzeyde?

Ülkemizde şöyle bir sorun yaşıyoruz: Gerilim, aksiyon ve polisiye türleri birbirine karıştırılmış durumda. Okurlar da bu türlere kaçış arayışıyla yöneliyor. Halbuki Kara Roman kaçışın aksine her zaman yaşadığınız toplumsal sorunları romana yansıtarak sizin önünüzü açıyor.

Atölyenin kara roman üzerinde çalışırken izleyeceği yöntem nedir ve kursiyerlere ne katmayı hedefliyorsunuz?

Atölyemiz, ister roman ister öykü olsun, kara yapıtlar kaleme almak isteyenler için bir program hazırladı. Biz burada polisiyenin tarihçesi, kara romanın bu tarih içindeki yeri, kara romanı altınçağ ve klasik çağ yapıtlarından ayıran özellikler, kara romanın altyapısındaki ekonomi-politik ve gerçekleri yansıtma biçimi gibi konulara odaklanacağız. Kara romanda ideoloji neyi ifade eder, eleştirilerini nasıl kurar ve eşitsiz gelişme ilkesi kara romanı nasıl besler gibi soruların cevaplarını arayacağız. Hem teorik bilgileri işleyip hem de ister öykü, ister karakter oluşturma, ister mekân betimlemesi, ister diyalog kurma gibi pratik unsurların kara eserlerde nasıl oluşturulacağını kolektif bir biçimde ortaya koyacağız.

NHKM bünyesinde sizinle paralel olarak bir Film Yapım Atölyesi de başlayacak. Bu atölyelerin birlikte hareket edeceği vurgulanıyor. Sinemada “Kara Film” diye önemli bir tür olduğunu düşünürsek, birlikte çalışmalar yapmak için fazlasıyla imkân var diyebilir miyiz?

Pek çok kara roman sinemaya aktarıldı. Özellikle 40-50’li yılların Amerikan Kara Filmleri’ne baktığınızda kara romanla fazlasıyla ortak nokta görürsünüz ve zaten doğrudan birbirlerinden beslenmişlerdir. Fakat kapitalist dünya kara romanı sinemaya uyarlarken piyasaya uygun hale getirerek sulandırıyor ve romandaki aslından koparıyor. Zaten tüm NHKM atölyeleri ortak çalışma hedefiyle hareket edecek. Eğer Film Yapım’daki katılımcılar kara sinema-kara roman incelemesi yapacak olursa birlikte tabii ki çok keyifli bir çalışma ortaya koymuş oluruz.

Atölyenin tanıtım metninde yerli ve yabancı kara roman örneklerinin karşılaştırması üzerine bir çalışma yapılacağından bahsediliyor. Bu çalışmayı yürütmek için yeterince yerli materyal, yerli kara roman örneği var mı?

Evet, kara roman üzerine çalışan önemli yerli yazarlarımız var ama biz tabii ağırlıklı olarak Batılı yazarlar üzerinde duracağız. Yine de şunu söylemeden geçemeyeceğim: Mevcut siyasi ve toplumsal yapı itibariyle iç ve dış ilişkileri açısından Türkiye kara roman üretmeye çok elverişli bir ülke.

BİR GÜNLÜK GAZETEDEN ON ROMAN KONUSU

Neye dayanarak söylüyorsunuz bunu?

Detaylı açıklamaya gerek var mı? Hepimizin yaşadığı olaylar. İç politika, dış politika, kadın cinayetleri, rantiyeler… En basitinden, bir günlük gazeteyi alıp okuyun, on tane kara roman konusu çıkarırsınız.

Az önce atölyelerde kara eserler üretmeye meraklı katılımcılarla hareket edeceğinizi söylemiştiniz. Atölyenin katılımcıları sadece kara roman-kara öykü yazmak istenlerden mi oluşmalı? Yoksa başka bir edebiyat disiplininde hatta başka bir sanat disiplininde üretim yapmak isteyenlere de katkı sağlayabilir mi?

Tabii ki öncelikli hedef kara roman ve öyküler yazmak isteyenler. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi bütün NHKM atölyeleri teorik derinleşmenin yanında üretim hedefiyle hareket ediyor. Bu söyleşi boyunca kara romanı tarif ederken saydığımız bütün özelliklerden dolayı başka sanat disiplinlerinde üretim yapmak isteyen arkadaşlarımıza mutlaka katkı sağlayacaktır. Dileyenler tabii ki katılabilir.

X
X
X
X