Çerağ

Çerağ kadim bir sestir; bin yıllardır süren mağduriyetin, yok sayılmanın, katledilmenin sesi.
Ve kadim bir ışıktır Çerağ; içine düştüğümüz karanlığı aydınlatan, cümle dertlerimizin delili bir ışık.

Âlemin muradı dünyada cennettir diyenlere yol gösterendir Çerağ. Görmeyene göz, işitmeyene ses, unutmuş olana bir hatırlatmadır…

Su diye inleyenlerin suyu, darağacında asılanların bedeni, ateşlerde yakılanların külüdür Çerağ.
Bizler de onun anlatıcıları, delilin deliliyiz…
Çünkü “Her şeyi bilen odur, her şeyi bilen odur. Hü gerçeğin demine, hü demin devranına!”

Yazan & Yöneten Bülent Yıldız
Oynayan Yiğit Kocabıyık
Vokal Özlem Olcay
Defjenler Halil İbrahim Şan & Mehmet Nihat Şan
Koreograf Arzu Karaman

Süre 60′

Piraye

Piraye, Nâzım Hikmet’in cezaevinde geçirdiği yıllarda eşi Piraye’ye yazdığı mektuplardan yola çıkarak Murat Çidamlı tarafından oyunlaştırıldı.

Nâzım, 1933’ten 1950’ye kadar, aralıklı olarak hapishanede geçirdiği 17 yıl boyunca Piraye’ye yüzlerce mektup yazdı. Bu mektuplar aracılığıyla aşkını, kavgasını, hasretini en duru haliyle Piraye ile paylaştı. Piraye, bu mektupları Nâzım’ın Çankırı Hapishanesi’nde kendi elleriyle yaptığı tahta bir bavulda, yıllar boyu sakladı.

Nâzım Hikmet’in zorlu tutsaklık yıllarındaki iç dünyası, gündelik hayatını sürdürürken karşılaştığı zorluklar, cezaevindeki dostlukları, umudu, endişeleri ve aşkı, Piraye oyununda Murat Çidamlı’nın performansı ve Kerem Salih Memişoğlu’nun müzikleriyle seyirciyle buluşuyor.

Yazan Nâzım Hikmet
Oyunlaştıran Murat Çidamlı
Yöneten ve Oynayan Murat Çidamlı
Besteci Kerem Salih Memişoğlu
Yönetmen Yardımcısı Özge Çidamlı
Dramaturg Eylül Kuzgunbay
Işık Tasarım Yüksel Aymaz
Yapım Hasan Acar – Bostancı Sanat Yapım Organizasyon

Murat Çidamlı
Türk tiyatro sinema ve dizi oyuncusu Murat Çidamlı, tiyatro lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde tamamladı. Konservatuvar eğitiminin ardından Diyarbakır, Trabzon, Ankara ve İzmir Devlet Tiyatroları’nda sanatçı olarak görev aldı. Devlet Tiyatroları’nda ve özel tiyatrolarda birçok oyunda oynadı ve yönetti. Çeşitli üniversitelerde Antropoloji ve Tiyatro Antropolojisi yüksek lisans çalışmaları yaptı. Birçok köklü kuruluşta tiyatro dersleri verdi ve öğrenciler yetiştirdi.

  • Tiyatro Eleştirmenler Birliği – Anadolu – Yılın Tiyatro Ödülü – Moskova-Petushki – Ankara
    Devlet Tiyatrosu – 2011
  • 2.Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Yastık Adam –
    Moskova-Petushki – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2012
  • XVI. Direklerarası Seyirci Ödülü – 2016 / En İyi Erkek Oyuncu – Yeraltından Notlar – Ankara
    Devlet Tiyatrosu.
  • 2016-2017 Sanat Kurumu- En İyi Erkek Oyuncu – Yeraltından Notlar – Ankara Devlet
    Tiyatrosu.
  • XX. Dostoyevski Tiyatro Festivali – Yeraltından Notlar – Rusya – Seyirci
    Beğeni Ödülü – 2016
  • Tiyatro Eleştirmenleri Birliği – Ankara Devlet Tiyatrosu – Yeraltından Notlar – En İyi Erkek
    Oyuncu Ödülü – 2017
  • Bedia Muvahhit Ödülleri – İzmir Devlet Tiyatrosu -Sandalım Kıyıya Bağlı- En iyi Yönetmen
    Ödülü – 2018

İçerdekiler

Hükümet aleyhinde yazdığı iddia edilen beyanname nedeniyle, bir öğretmen, tutuklama kararı verilmeden bir yıla yakın zamandır sorguya çekilir.  Düşünce suçu nedeniyle bu süre zarfında kimseyle görüştürülmeyen tutuklu, sorgu odasındaki son gününde uzun zamandır beklediği karısıyla görüştürüleceğini öğrenir. 

Zorbalığın yalnızca fiziksel değil, bir düşünceyi ya da olguyu zorla benimsetmek yoluyla da yapıldığı fikrinden yola çıkan oyun, Akıl Fikir Kumpanyası tarafından yeniden yorumlanıyor. Hem gerçeğin yalınlığını hem de kara komedinin ironik yapısını birleştirerek izleyiciyi tutuklunun dışarıya aralanan kapısıyla yeni bir yolculuğa davet ediyor.

“Olay, polisin tevkif kararı olmadan herhangi bir kişiyi süresiz olarak tutuklu bulundurabileceği bir ülkede geçer.”


Yazan
Melih Cevdet Anday

Yöneten Kerem Yalçın

Oynayanlar Gizem Alukan – Mert Bulut – Ahmet Anzaflıoğlu

Reji Asistanı Melisa Karadaş

Teknik Tuğrul Sütlü

Müzik Murat Yaşar Başakbaskın

 

Piraye

“Piraye”, Nâzım Hikmet’in cezaevinde geçirdiği yıllarda eşi Piraye’ye yazdığı mektuplardan yola çıkarak Murat Çidamlı tarafından oyunlaştırıldı.

Nâzım, 1933’ten 1950’ye kadar, aralıklı olarak hapishanede geçirdiği 17 yıl boyunca Piraye’ye yüzlerce mektup yazdı. Bu mektuplar aracılığıyla aşkını, kavgasını, hasretini en duru haliyle Piraye ile paylaştı. Piraye, bu mektupları Nâzım’ın Çankırı Hapishanesi’nde kendi elleriyle yaptığı tahta bir bavulda, yıllar boyu sakladı.
Nâzım Hikmet’in zorlu tutsaklık yıllarındaki iç dünyası, gündelik hayatını sürdürürken karşılaştığı zorluklar, cezaevindeki dostlukları, umudu, endişeleri ve aşkı “Piraye” oyununda Murat Çidamlı’nın performansı ve Kerem Salih Memişoğlu’nun müzikleriyle birlikte seyirciyle buluşuyor.

Yazan: Nâzım Hikmet
Oyunlaştıran: Murat Çidamlı
Yöneten ve Oynayan: Murat Çidamlı
Besteci: Kerem Salih Memişoğlu
Yönetmen Yardımcısı: Özge Çidamlı
Dramaturg: Eylül Kuzgunbay
Işık Tasarım: Yüksel Aymaz
Yapım: Hasan Acar-Bostancı Sanat Yapım Organizasyon

Murat Çidamlı
Türk tiyatro sinema ve dizi oyuncusu Murat Çidamlı, tiyatro lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde tamamladı. Konservatuar eğitiminin ardından Diyarbakır, Trabzon, Ankara ve İzmir Devlet Tiyatroları’nda sanatçı olarak görev aldı. Devlet Tiyatroları’nda ve özel tiyatrolarda birçok oyunda oynadı ve yönetti. Çeşitli üniversitelerde Antropoloji ve Tiyatro Antropolojisi yüksek lisans çalışmaları yaptı. Pek çok köklü kuruluşta tiyatro dersleri verdi ve öğrenciler yetiştirdi.

*Tiyatro Eleştirmenler Birliği-Anadolu-Yılın Tiyatro Ödülü-Moskova-Petushki- Ankara
Devlet Tiyatrosu-2011
*2.Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu (Yastık Adam,
Moskova-Petushki)- Ankara Devlet Tiyatrosu-2012
*XVI. Direklerarası Seyirci Ödülü-2016-En İyi Erkek Oyuncu-Yeraltından Notlar-Ankara
Devlet Tiyatrosu.
*2016-2017 Sanat Kurumu- En İyi Erkek Oyuncu- Yeraltından Notlar- Ankara Devlet
Tiyatrosu.
*XX. Dostoyevski Tiyatro Festivali-Yeraltından Notlar-StarayaRussa- Rusya- Seyirci
Beğeni Ödülü- 2016
* Tiyatro Eleştirmenleri Birliği- Ankara Devlet Tiyatrosu- Yeraltından Notlar-En İyi Erkek
Oyuncu Ödülü- 2017
* Bedia Muvahhit Ödülleri- İzmir Devlet Tiyatrosu- Sandalım Kıyıya Bağlı-En iyi Yönetmen
Ödülü- 2018

Nâzım Hâlâ Haklı

Büyük şairimiz Nâzım Hikmet’i ölümünün 57. yılında anıyoruz.

Program yayınını NHKM internet siteleri ve NHKM YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

Memleketi ve İnsanlığı Ancak İşçi Sınıfı Kurtarabilir

 2020 yılında dünya ölçeğinde etkili olan bir salgın hastalık sermaye düzeninin gerçek yüzünü açığa çıkardı. “Normalleşiyoruz” deniyor, unutmaya meylediyoruz, neler yaşadık, hatırlayalım:

Öyle bir düzende yaşıyoruz ki, sermaye düzenin hüküm sürdüğü tüm ülkelerde, üretim kesilmesin, sermayedarlar para kazanmaya devam etsin diye, emekçi halkın canı rahatlıkla hiçe sayıldı (buna devam ediliyor). İşçi sınıfı “evde kal”mayacaksa kalmasın, kime ne?! Ne 65 yaş üstü, ne 20 yaş altı, ne de ikisinin arası, işçi olduktan sonra, evde oturmamalı, canı pahasına, çalışmaya devam etmelidir… Yeter ki çarklar dönsün… (İsteyenler aç kalma özgürlüklerini kullanmakta serbestti her zamanki gibi!)

Öyle bir düzen ki bu, toplumlar, en temel sağlık gereksinimlerinden yararlanamadılar. Yeterli test yapılmadı (ve yapılmıyor), temel önlemler alınmadı (ve alınmıyor); değil toplum geneli, bu hastalıkla mücadelede ön saflarda sorumluluk üstlenen sağlık emekçilerinin dahi maske gibi, dezenfektan gibi, önlük gibi en temel gereksinimlerini karşılamak, bir sorun başlığı haline geldi…

Bu öyle bir düzen ki, yıllarca posasını çıkartana kadar sömürdüğü insanlara onurlu bir emeklilik sağlamak şöyle dursun, onları ölüme terk edecek kadar alçakça bir ufka sahipmiş, gözümüzle gördük…

Bu öyle bir düzen ki, sosyalist Küba dışında hemen tüm ülkeler, birbirinin kuyusunu kazmaktaymış; dayanışmak şöyle dursun, bir diğerine ulaştırılmaya çalışılan sağlık malzemelerine bile el konduğunu gördük.

Sözün kısası, bu öyle bir düzen ki… Hiç kimse ona sahip çıkmıyor, herkes değişmesini istiyor: Hiçbir şey eskisi gibi olmamalı, her şey değişmeliydi… Zaten aynı kalamazdı… Bunları söyleyip durdular… İyi ama yerine ne gelmeli peki? Her şeyin değişmesi ne anlama geliyor? Derhal sona erdirilmesi gereken bu düzenden nasıl kurtulmalı?

İşte 2020 yılında, Nâzım’ı, bu ve benzeri ölüm kalım meselelerine verebildiği esaslı karşılık ve yanıtlarla anıyoruz:

Nâzım, bu düzenin, yani sermaye düzeninin, yani insanın insana kulluk etmesinin karşısına dikilmişti. Nâzım, bahtiyarlığın yurttaşlık ödevi sayıldığı sosyalizm için mücadeleye çağırıyordu. Nâzım, örgütlü mücadeleye katılmayan halkımıza, karanlığın sürmesindeki “kabahatin çoğu senin canım kardeşim” diyordu.

Nâzım, bütün üretimiyle, bu aslında açıkça köhnemiş düzenden kurtulmakta rol üstlenecek en önemli gücü, yobazın karanlığını, yabancının roketini, paranın padişahlığını yenecek asıl toplumsal gücü selamlıyordu:

“Türkiye işçi sınıfına selam! Selâm yaratana!”

Ve Nâzım, ömrünce sadece bir tek şeyle, Türkiye Komünist Partisi saflarında olmakla övündüğünü söylüyordu. 15 – 16 Haziran 1970’te gerçekleşen görkemli işçi eylemlerinin ellinci; 10 Eylül 1920’de kurulan Türkiye Komünist Partisi’nin de yüzüncü yaşını selamladığımız 2020 yılında, Nâzım’ı, işte bu düşüncelerle anıyoruz.

Nâzım’ın seslenişi 2020 yılında hâlâ günceldir, Nâzım, sözlerinde hâlâ haklıdır:

Sermaye düzeninin tüm insanlığı ve tüm dünyayı sömürdüğü artık yeter.

Artık sosyalizmin bayrağı yeniden yükselmelidir.

İnsanlığı ve dünyayı kurtaracak olan işçi sınıfımıza ve Nâzım’ın partisi, TKP’ye selam olsun!

 Yayın Programı:

  • Nâzım Hikmet’in kendi sesinden Budapeşte Radyosu 60. yaş günü konuşması
  • Sunum ve Şiirler: Senan Kara
  • Yürüyen Merdiven
  • Söyleşi: “Nâzım’ın Memleketi ve Mücadelesi”
    Çağrı Kınıkoğlu, Kaya Tokmakçıoğlu, Cangül Örnek, Fatih Yaşlı
  • Emin İgüs
  • Orhan Aydın
  • Yapıcılar
  • “Geleneğe Akan Nehirler” (NHKM Sinema Topluluğu’ndan)
  • Dengin Ceyhan
  • Türkiye İşçi Sınıfına Selam

Türküler Gerçeği Söyler

Ufuk Karakoç 22 Mayıs Cuma günü saat 21:00‘de canlı yayında dinleyicileri ile buluşuyor.

Konser yayınını NHKM internet siteleri ve NHKM YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

NHKM YouTube

Karakoç 1964 yılında Ardahan’da doğdu. Babasının memuriyeti nedeni ile ilk, orta ve lise eğitimini Anadolu’nun çeşitli kentlerinde tamamladı.

1981 yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuvarı şan bölümünden 1987 yılında mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Opera Ve Balesi’nde solist-sanatçı olarak göreve başladı. 2006 yılından bu yana görevini İstanbul Devlet Opera Ve Balesi’nde sürdürmektedir.

Bugüne kadar birçok Opera, Operet ve Müzikal de önemli roller üstlendi. Ayrıca Ankara Devlet Opera Ve Balesi’nin bir dans platformu olan Modern Dans Topluluğu’nun ”Anafor” adlı gösterisinde dansçı ve şarkıcı olarak görev aldı. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun “Giordano Bruno” ve “Havada Bulut yok” isimli oyunlarında, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun “Pir Sultan Abdal” oyunun da, özel tiyatrolardan Yeni Tiyatro’nun “Hangi Parti Kazanacak” ve “Kahramanlar Hep Erkek” adlı oyunlarında, Tiyatro Ayna’nın “Pir Sultan Abdal” oyununda oyuncu olarak yer aldı.

80’li yılların başlarında birçok amatör tiyatro toplulukları için oyun müzikleri yaptı. Bunlar arasında Sahne Tiyatro , Barışın Dostları ve De Tiyatro sayılabilir. Aynı zamanda söz konusu tiyatroların kadrosundaki oyunculara ses-nefes eğitimi verdi.

Radyo Ve Televizyon Kurumu için belgesel müzikleri hazırladı. Halk Müziğimizin otantik söyleyiş tavrını, evrensel şan tekniği ile birleştiren yorumu ile Devlet Bakanlıkları ve özel sektör kuruluşlarının yurt dışında düzenledikleri çeşitli kültürel etkinlikler ve fuar-tanıtım organizasyonları çerçevesinde, pek çok Avrupa ve Uzakdoğu ülkesinde halk müziğimizin tanıtımına katkıda bulundu.

1998 yılında çıkardığı ”Bir Türküdür Anadolu” isimli ilk albümünden sonra, 2001 yılında “Ömrüm Ayrılıktır” adlı ikinci albümünü yapmıştır.

Sesimiz Seninledir: Onat Kutlar

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak internet yayınlarımıza “Sesimiz Seninledir” diyerek yeni bir başlık ekledik. Bu başlık “Haftanın Yazarı” adını taşıyor. Memleketimizin düşünce tarihine, sanatına, edebiyatına damgasını vurmuş, insana umut veren pek çok sanatçımız, edebiyatçımız var. NHKM olarak onların seslerini, soluklarını yakalayıp sizlere ulaştırmak istedik: Her hafta bir yazarımızın tadımlık sayıda öyküsünü, oyuncu dostlarımız bizler için okuyacak.

Haftanın Yazarı etkinliği bu hafta Onat Kutlar öyküleriyle devam ediyor. 

Öyküleri seslendiren dostlarımıza teşekkürlerimizle.

Seçtiğimiz öyküler ve okuyucuları şöyle:

11 Mayıs Pazartesi 20:00 // Ercüment Serpil // İshak
12 Mayıs Salı 20:00 // Yılmaz Tüzün // At Cambazları
13 Mayıs Çarşamba 20:00 // Özge Kırıkoğlu Çidamlı // Çatı
14 Mayıs Perşembe 20:00 // Murat Çidamlı // Kül Kuşları
15 Mayıs Cuma 20:00 // Yasemin Şimşek Tüzün // Kediler

SESİMİZ YANINDADIR, SESİMİZ SENİNLEDİR!

2020 yılı dünya çapında etkili bir salgın hastalığın haberleriyle başladı ve birkaç ay içinde on binlerce insanın ölümüne neden oldu. Bir süre daha etkili olacağı görülen bu acı ve zorlu günlerde, insanlık şunu fark etti aslında: Dünyaya egemen olan sermaye düzeni, başka koşullarda kolayca üstesinden gelinecek bir sorun karşısında, ne kadar aciz olduğunu gösterdi. Her şeyin sınıfsal olduğu gerçeği, salgın konusunda da karşımıza çıktı: İşçi sınıfı kadını erkeği, çocuğu genci, çalışmaya devam ediyor. “Evde kal” çağrılarına uyabilecek koşulları yok. İşsiz bırakılanlar derin bir gelecek kaygısı içine düştü. Salgın en çok yoksulları vuruyor, en çok kapitalizmin posasını çıkardıklarını vuruyor. Sermaye düzeni bu acı süreçten bile faydalanmaya bakıyor.

Bu günlerde bir şeyi daha anladık: Her şeye rağmen dayanışmak, aklımızı ortaklaştırmak, umudumuzu çoğaltmak çok önemli. Sermaye düzeninin korku imparatorluğuna da, kâr hırsına da boyun eğmemek, alışmamak, direnmek gerek. Gözbebeğimiz sosyalist Küba’nın yaptığı gibi, insanlığa umut olabilmek için, karanlığa karşı, eşitlik, özgürlük ve aydınlık için direnmek gerek.

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak tam da bu nedenle çeşitli etkinliklerimizi paylaşmaya, yapabildiğimiz atölyelerimizi sürdürmeye, kimi yayın programları oluşturmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla birlikte umudu büyütmeyi arzu ediyoruz. Yalnızlaşmayı, kabuğuna kapanmayı kabul etmiyoruz. Her şeye rağmen bir aradayız: “Sesimiz yanındadır. Sesimiz seninledir!” Memleketimizin düşünce tarihine, sanatına, edebiyatına damgasını vurmuş, insana umut veren pek çok sanatçımız, edebiyatçımız var.

NHKM olarak onların seslerini, soluklarını yakalayıp sizlere ulaştırmak istedik: Her hafta bir yazarımızın tadımlık sayıda öyküsünü, oyuncu dostlarımız “Haftanın Yazarı” etkinliğinde bizler için okuyacak. Gelecek güzel günler umudu, yan yana geldikçe büyüyecek ve gerçek olacak. Nâzım’ın dediği gibi: Biz iyimseriz dostlar, akarsu gibi. Ve sesimiz seninledir!

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi

Sesimiz Seninledir: Orhan Kemal

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak internet yayınlarımıza “Sesimiz Seninledir” diyerek yeni bir başlık ekledik. Bu başlık “Haftanın Yazarı” adını taşıyor. Memleketimizin düşünce tarihine, sanatına, edebiyatına damgasını vurmuş, insana umut veren pek çok sanatçımız, edebiyatçımız var. NHKM olarak onların seslerini, soluklarını yakalayıp sizlere ulaştırmak istedik: Her hafta bir yazarımızın tadımlık sayıda öyküsünü, oyuncu dostlarımız bizler için okuyacak.

Seçtiğimiz öyküler ve okuyucuları şöyle:
4 Mayıs Pazartesi 20:00 // Hasan Tanay – Uyku
5 Mayıs Salı 20:00 // Nusret Çetinel – Kardeş Payı
6 Mayıs Çarşamba 20:00 // Çisel Ocak – Önce Ekmek
7 Mayıs Perşembe 20:00 // Evren Ersan – Grev
8 Mayıs Cuma 20:00 // Bülent Yıldıran – Ekmek Kavgası

Öyküleri NHKM internet siteleri ve NHKM YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

NHKM İstanbul: https://www.nhkm.org.tr/
NHKM İzmir: https://izmir.nhkm.org.tr/
YouTube: https://www.youtube.com/playlist?list=PL8y0apmHssG7Y7MWT55Hp_EacmKBfvAjP

SESİMİZ YANINDADIR, SESİMİZ SENİNLEDİR!

2020 yılı dünya çapında etkili bir salgın hastalığın haberleriyle başladı ve birkaç ay içinde on binlerce insanın ölümüne neden oldu. Bir süre daha etkili olacağı görülen bu acı ve zorlu günlerde, insanlık şunu fark etti aslında: Dünyaya egemen olan sermaye düzeni, başka koşullarda kolayca üstesinden gelinecek bir sorun karşısında, ne kadar aciz olduğunu gösterdi. Her şeyin sınıfsal olduğu gerçeği, salgın konusunda da karşımıza çıktı: İşçi sınıfı kadını erkeği, çocuğu genci, çalışmaya devam ediyor. “Evde kal” çağrılarına uyabilecek koşulları yok. İşsiz bırakılanlar derin bir gelecek kaygısı içine düştü. Salgın en çok yoksulları vuruyor, en çok kapitalizmin posasını çıkardıklarını vuruyor. Sermaye düzeni bu acı süreçten bile faydalanmaya bakıyor.

Bu günlerde bir şeyi daha anladık: Her şeye rağmen dayanışmak, aklımızı ortaklaştırmak, umudumuzu çoğaltmak çok önemli. Sermaye düzeninin korku imparatorluğuna da, kâr hırsına da boyun eğmemek, alışmamak, direnmek gerek. Gözbebeğimiz sosyalist Küba’nın yaptığı gibi, insanlığa umut olabilmek için, karanlığa karşı, eşitlik, özgürlük ve aydınlık için direnmek gerek.

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak tam da bu nedenle çeşitli etkinliklerimizi paylaşmaya, yapabildiğimiz atölyelerimizi sürdürmeye, kimi yayın programları oluşturmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla birlikte umudu büyütmeyi arzu ediyoruz. Yalnızlaşmayı, kabuğuna kapanmayı kabul etmiyoruz. Her şeye rağmen bir aradayız: “Sesimiz yanındadır. Sesimiz seninledir!”

Memleketimizin düşünce tarihine, sanatına, edebiyatına damgasını vurmuş, insana umut veren pek çok sanatçımız, edebiyatçımız var. NHKM olarak onların seslerini, soluklarını yakalayıp sizlere ulaştırmak istedik: Her hafta bir yazarımızın tadımlık sayıda öyküsünü, oyuncu dostlarımız “Haftanın Yazarı” etkinliğinde bizler için okuyacak.

Gelecek güzel günler umudu, yan yana geldikçe büyüyecek ve gerçek olacak. Nâzım’ın dediği gibi: Biz iyimseriz dostlar, akarsu gibi. Ve sesimiz seninledir!

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi

Sesimiz Seninledir: Sabahattin Ali

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak geçtiğimiz hafta itibariyle internet yayınlarımıza “Sesimiz Seninledir” diyerek yeni bir başlık ekledik. Bu başlık “Haftanın Yazarı” adını taşıyor. Memleketimizin düşünce tarihine, sanatına, edebiyatına damgasını vurmuş, insana umut veren pek çok sanatçımız, edebiyatçımız var. NHKM olarak onların seslerini, soluklarını yakalayıp sizlere ulaştırmak istedik: Her hafta bir yazarımızın tadımlık sayıda öyküsünü, oyuncu dostlarımız bizler için okuyacak.

İlk hafta Sait Faik öykülerini sizlerle buluşturmuştuk. Bu hafta ise Sabahattin Ali öykülerini paylaşıyoruz.

Öyküleri 27 Nisan Pazartesi saat 20:00’den itibaren NHKM internet siteleri ve NHKM YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

NHKM İstanbul: https://www.nhkm.org.tr/

NHKM İzmir: https://izmir.nhkm.org.tr/

NHKM YouTube: https://www.youtube.com/playlist?list=PL8y0apmHssG7dqBBusdHpiai7qEunwuyU

Seçtiğimiz öyküler ve okuyucuları şöyle:

Levent ÜlgenFikir Arkadaşı / 27 Nisan Pazartesi 20:00
Servet PandurApartman / 28 Nisan Salı 20:00
Levent ÜzümcüDeğirmen / 29 Nisan Çarşamba 20:00
Pınar YıldırımSırça Köşk / 30 Nisan Perşembe 20:00
Cansu FırıncıBir Gemici Hikâyesi / 1 Mayıs Cuma 20:00

SESİMİZ YANINDADIR, SESİMİZ SENİNLEDİR!

2020 yılı dünya çapında etkili bir salgın hastalığın haberleriyle başladı ve birkaç ay içinde on binlerce insanın ölümüne neden oldu. Bir süre daha etkili olacağı görülen bu acı ve zorlu günlerde, insanlık şunu fark etti aslında: Dünyaya egemen olan sermaye düzeni, başka koşullarda kolayca üstesinden gelinecek bir sorun karşısında, ne kadar aciz olduğunu gösterdi. Her şeyin sınıfsal olduğu gerçeği, salgın konusunda da karşımıza çıktı: İşçi sınıfı kadını erkeği, çocuğu genci, çalışmaya devam ediyor. “Evde kal” çağrılarına uyabilecek koşulları yok. İşsiz bırakılanlar derin bir gelecek kaygısı içine düştü. Salgın en çok yoksulları vuruyor, en çok kapitalizmin posasını çıkardıklarını vuruyor. Sermaye düzeni bu acı süreçten bile faydalanmaya bakıyor. Bu günlerde bir şeyi daha anladık: Her şeye rağmen dayanışmak, aklımızı ortaklaştırmak, umudumuzu çoğaltmak çok önemli. Sermaye düzeninin korku imparatorluğuna da, kâr hırsına da boyun eğmemek, alışmamak, direnmek gerek. Gözbebeğimiz sosyalist Küba’nın yaptığı gibi, insanlığa umut olabilmek için, karanlığa karşı, eşitlik, özgürlük ve aydınlık için direnmek gerek.

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak tam da bu nedenle çeşitli etkinliklerimizi paylaşmaya, yapabildiğimiz atölyelerimizi sürdürmeye, kimi yayın programları oluşturmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla birlikte umudu büyütmeyi arzu ediyoruz. Yalnızlaşmayı, kabuğuna kapanmayı kabul etmiyoruz. Her şeye rağmen bir aradayız: “Sesimiz yanındadır. Sesimiz seninledir!” Memleketimizin düşünce tarihine, sanatına, edebiyatına damgasını vurmuş, insana umut veren pek çok sanatçımız, edebiyatçımız var.

NHKM olarak onların seslerini, soluklarını yakalayıp sizlere ulaştırmak istedik: Her hafta bir yazarımızın tadımlık sayıda öyküsünü, oyuncu dostlarımız “Haftanın Yazarı” etkinliğinde bizler için okuyacak.

Gelecek güzel günler umudu, yan yana geldikçe büyüyecek ve gerçek olacak. Nâzım’ın dediği gibi: Biz iyimseriz dostlar, akarsu gibi. Ve sesimiz seninledir!

Emin İgüs: ‘Yavaşça’

Emin İgüs’ün 13 Nisan 2019 tarihinde Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği “Yavaşça” konserinin kaydını sizlerle paylaşıyoruz.

Konser kaydını 25 Nisan Cumartesi saat 20:00 itibariyle NHKM internet siteleri ve NHKM YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz. 

Emin İgüs’e teşekkürlerimizle.

NHKM İstanbul: https://nhkm.org.tr/

NHKM İzmir:  https://izmir.nhkm.org.tr/

NHKM YouTube: https://www.youtube.com/user/nhkmistanbul

Bu vesileyle, bir kez daha vurgulayalım:

Bugünleri geride bırakacağız, bu karabasandan çıkacağız. Bayrağında “önce insan” yazan yepyeni bir dünya için yürüyüşü birlikte sürdüreceğiz. Örgütlenerek, dayanışarak, el ele. Bir virüs karşısında bütün yaldızları dökülen ve insanı hiçe saydığı bir kez daha görülen sermaye sisteminin karşısına, emeğimizle, yaratıcılığımızla, umudumuzla dikileceğiz. Büyük insanlığın değerlerine sarılarak, onları da, virüsü de yeneceğiz.

X
X
X