İzmirliler ‘Aydınlanma Şenliği’nde buluştu

İzmir Nâzım Hikmet Kültür Merkezi ve Barış Derneği’nin düzenlediği Aydınlanma Şenliği, dün akşam Alsancak Vapur İskelesi önünde gerçekleştirildi.
Mozart Akademi Çocuk Korosu’nun sahne almasıyla başlayan etkinliğe, konuşmacı olarak gazeteci-yazar, Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi çağrıcısı Barış Terkoğlu katıldı.

TERKOĞLU: BUGÜNKÜ TABLODAN DİNCİ İKTİDAR VE ONUNLA DİNCİLİK YARIŞTIRAN MUHALEFET SORUMLU

1_167İzmir’in Kordon’unda çok kürsü kurulduğunu, çok şarkı söylendiğini hatırlatan Terkoğlu, “Ama bugün bu kürsüyü Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin, Barış Derneği’nin emekçileri, çalışanları, gönül verenleri kendi elleri ve emekleriyle kurdular. Bu kürsüyü kuranlar kazanacaktır. Bizim sözümüz, kafa kesenlerin, tecavüz edenlerin, zenginliğin peşinde koşanların, ihalelere girenlerin sözünden farklı. Şunun altını çizmek istiyorum: Ülkemiz son günlerde olağanüstü hal içinde deniyor. Bu yanlış. Ülkede olağanüstü hal falan yok. Ülkemizde zaten yıllardır var olan olağanüstü hal, sadece olağanlaştırılmaya çalışılıyor. Bugün yaşadığımız bu tablodan, yıllardır dinci siyaseti toplumun önüne sunan, toplumu bu dinci siyasetle dönüştüren iktidar sorumludur. İkinci bir sorumlu daha var: O dinci iktidarla dincilik yarıştıran muhalefet de sorumludur. Bizim sözümüz o yüzden, bu dinci iktidardan da, dinci iktidarla dincilik yarıştıran muhalefetten de farklı. Bugün ülkedeki dinci iktidar, ellerini yıkayıp tüm sorumluluklarından kurtulmaya çalışıyor ama kurtulamazlar” dedi.

“SADECE MİTİNGE DEĞİL ÜLKEYİ AKILLA, BİLİMLE YENİDEN KURMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Atomu simyayla parçalanamayacağını, ateşin ateşle söndürülemeyeceğini ifade eden Terkoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplumu yıllardır kutuplaştıran bu dinci siyasetten, yine dinci siyasetle kurtulamazsınız. Bunun yolu başkadır. Ancak görülüyor ki, 15 Temmuz’dan beri yaşadığımız kavga, dinci bir cemaatin darbe girişimi ile o darbeden civciv çıkarmaya çalışan iktidarın savaşıdır. Görülüyor ki, bunlar ateşi ateşle söndürmeye çalışıyorlar. 15 Temmuz’u hazırlayan politikalar, 15 Temmuz’dan beri daha da şiddetlenerek devam ediyor. Daha dinci politikalarla karşı karşıyayız, emperyalist anlaşmalar yeni şekillerde dayatılıyor. Yıllardır askeri vesayet diye kafamıza vuranlar, köprü açılışlarına generalleri götürüyorlar, miting meydanlarında generalleri konuşturuyorlar. Uzun yıllardır adı konulmamış olağanüstü hali, olağanlaştırmaya çalışıyorlar. Biz önümüze konulan bu tablodan başka bir tablo istiyoruz. Biz çok basit bir şey söylüyoruz: Laikliği savunuyoruz. Okul kitaplarında, anayasada, parti tüzüklerinde yazan laikliği, hiç çekinmeden savunuyoruz. Eğitimin laik olmasını istiyoruz. Ordunun laik olmasını istiyoruz. Cemaatlerin emriyle sokağa çıkıp halka kurşun sıkan ya da dinci iktidarların yanında onların istediği yere giden askerler değil, biz bu vatanı savunan turtsever ve laik bir ordu istiyoruz. Bu ülkenin yargısı ve polisi laik olsun istiyoruz.

3Bu toplum laik olsun istiyoruz, çünkü kadın-erkek eşit olsun, işçiler istedikleri gibi örgütlensinler istiyoruz. Bu düşüncelerle 4 Eylül’de Kartal’da düzenlenen mitinge çağırıyoruz. Biz sizi emperyalist projelerin içinde olup kendi ülkenize ihanet etmeye çağırmıyoruz, dinci cemaatlerin silahına kurşun olmaya çağırmıyoruz, dinci iktidarların elleiyle her gün değiştirdikleri ülkeyi sanki kaderiymiş gibi izlemeye çağırmıyoruz. Biz sizi bu ülkeyi yeniden hep birlikte yeniden kurmaya çağırıyoruz. Akılla, bilimle, laiklikle, cumhuriyetle beraber kurmaya çağırıyoruz.”

NÂZIM DA ŞİİRLERİYLE AYDINLANMA ŞENLİĞİ’NDEYDİ

İzmir NHKM Şiir Okulu’nun hazırladığı Nâzım şiirleri dinletisini ise Yalçın Kutluyurt’un gitarı eşliğinde Cevdet Yüceer ve Dilek Özkan seslendirdi.

YİĞİT ÖZATALAY SAHNEDEYDİ

İzmir NHKM Dans Topluluğu’nun gösterisinin ardından piyanist Yiğit Özatalay sahne aldı. Özatalay’ın piyanosuyla seslendirdiği parçalar Kordon’u dolduran İzmirliler tarafından uzun süre alkışlandı.

Birkaç Öneri

SAİT FAİK 110 YAŞINDA
Bir Seslenişe Dönüp Bakmak: Hişt!

Sait Faik’i 110’uncu doğum gününde anacak, kendi ‘hişt!’ine dönüp baktığımızda ne göreceğimizi konuşacağız. Bakacak mıyız, bakıp gördüklerimiz bize ne anlatacak?

X